BAKIŞ AÇIMIZI DEĞİŞTİRDİĞİMİZDE GÖRDÜKLERİMİZ DE DEĞİŞİR

BAKIŞ AÇIMIZI DEĞİŞTİRDİĞİMİZDE GÖRDÜKLERİMİZ DE DEĞİŞİR

Çevremize baktığımızda sonsuz sayıda algılanabilecek şey vardır ve biz bunlar arasından ihtiyacımız olanları ya da ilgi duyduklarımızı süzerek algılarız. Örneğin arkadaşımızı dinlerken, biraz ilerimizde miyavlayan kediyi, kanat çırpan kuşu fark edemeyebiliriz.  Ya da çok susadığımızda mutfağa doğru ilerlerken dışarıdan gelen simitçinin sesini algılayamayabiliriz. Neye odaklanırsak ona ilişkin farkındalığa sahip oluruz.

Şimdi kendimize bir dikkat edelim, yaşamda daha çok neye odaklanıyoruz? Rahatsız olduklarımıza mı? Ne kadar yorulduğumuza mı? Tükenmişliğimize mi? Kendimiz için yapamadıklarımıza mı? Başkalarının bizi kızdıran hareketlerine mi? Çocuğumuzun bazı davranışlarına mı? Eşimizin istediklerimizi yapmamasına mı? Mükemmeliyetçi müdürümüze mi? Kısacası olumsuzluklara mı odaklanıyoruz?

O zaman şunu bilmeliyiz: Neye daha çok odaklanıyorsak, ona ilişkin olaylarla daha çok karşılaşır, onu daha çok yaşarız. Şikâyet etmeye odaklanıyorsak şikâyet edeceğimiz olayları daha çok yaşayacağız demektir, yaşamda kurban olduğumuzu düşünüyorsak kurban olduğumuz olaylarla daha çok karşılaşacağız, kusur bulmaya odaklanıyorsak bol bol kusur göreceğiz, olumsuzluklara odaklanıyorsak bol bol olumsuz olay yaşayacağız…

Bazen olayları değiştiremesek de onlardan ne algıladığımız, çıkardığımız anlamın ne olduğu bu olaylara yönelik olarak verdiğimiz/vereceğimiz tepkiler üzerinde oldukça etkili olacaktır. Nasıl düşündüğümüz, davranışlarımızı ve yönümüzü belirleyecektir.

Değişim bizimle başlar, bizim içimizde…  Olaylara, yaşadıklarımıza karşı bakış açımızı değiştirdiğimiz zaman seçip algıladıklarımız, düşüncelerimiz, üzerinde durduklarımız, önem verdiklerimiz de değişecektir.

Başımızın ağrıdığını, kendimizi bitkin hissettiğimizi düşünelim, doktora gidiyoruz ve kendimizi iyi hissetmek için çareler arıyoruz… Peki doktordan beklentimiz ne? “Bu ilaç annene, bu ilaç kardeşine, bu ilaç kayınvalidene, bu ilaç patronuna, bu ilaç eşine, bu ilaç çocuklarına” demesini mi bekleyeceğiz? Herkes ilacını içecek ve biz rahatlayacağız öyle mi? Başkalarının değişmesi için şikâyet ederek durumun düzelmesini beklemek aslında buna benziyor, oysa değişmesi gereken, farkındalıkla hareket etmesi gereken bizleriz. Bakış açımız değiştikçe olayları nasıl anlamlandırdığımız ve önceliklerimiz de

Gece vakti eve dönmek üzere arabamıza binerken saatimizi yere düşürdüğümüzü hayal edelim. Saatimizi bulmak için ne yaparız? Başkalarına şikâyet etmek, bağırmak bizim için çözüm olacak mıdır? Peki, yolda yere düşürdüğümüz saatimizi ışığı yakıp arabanın içinde aramak ya da daha ışıklı olduğu için en yakın AVM’de aramak problemimizi çözecek midir? İşte, yaşadıklarımızla ilgili şikâyet, kızgınlık gibi durumlar onları tekrar tekrar yaşamış gibi olmamıza ve olumsuz duygularımızın katlanarak artmasına neden olurken; çözümü yanlış yerlerde, yanlış kişilerle, yanlış bakış açılarıyla aramak, çözümsüzlüğe neden olacaktır.

Engel durumu olan özel bir çocuğumuz mu var? Ya da problemli bir işimiz? Yolunda gitmeyen bir evliliğimiz? İlgilenilmesi gereken bir hastamız? Ya da bunlar gibi şartlarımızı zorlayan başka güçlükler? O zaman neye odaklandığımıza dikkat edelim. Odaklandıklarımız gideceğimiz yönü belirler ve bakış açımız değiştiğinde rüzgârın gemiyi yönlendirmesi gibi yelken açtığımız yön ve ilerlediğimiz rota da değişir.

(10.03.2019- Gelişimin Gücü Blogspotta yayınlanmıştır)

Instagram YouTube Facebook LinkedIn WhatsApp